Bu efsaneleri kim derliyor, bir hikâye nasıl şekilleniyor ve bu günce kime hitap ediyor.
Dört arkadaş olarak yıllarca birbirimize aynı hikâyeleri anlatıp durduk: bir Antik Yunan tapınağı kalıntısında duyduğumuz bir efsane, köy pazarında yaşlı bir anlatıcıdan dinlediğimiz bir masal, tozlu eski bir kitapta bulduğumuz unutulmuş bir söylence. Bir gün bunun artık sıradan sohbet olmadığını, elimizde gerçek bir günce biriktiğini kabul ettik. İlk sayıyı hiçbir beklenti olmadan sadece on bir kişiye gönderdik; bugün hâlâ o ilk okurlardan bazılarına yazıyoruz.
Her hikâye önce kaynağında doğrulanır: efsanenin geçtiği köy, bir ritüelin hâlâ sürdüğü eski bir tapınak ya da sözü edilen eski kitabın ilk baskısı. İçimizden biri oraya gitmeden, yerel bir anlatıcıyla konuşmadan ya da orijinal metni elimize almadan hiçbir iddia günceye girmez. İkinci kez sorgulandığında çürüyen bir ayrıntı, yayından önce mutlaka elenir.
Bir heykeli ya da tapınağı, oraya gitmeden hazır bir Hediye kutusu gibi sunmayız.
Yarım kalan araştırmalar da günceye girer. Çoğu zaman asıl değerli kısım onlardır.
Hatalar sayfada düzeltilir, neyin değiştiği de not olarak eklenir.
Ayda bir uzun efsane ve bir kısa saha notu; bu Başlangıç hediyesi, çıktığı sabah kutuna düşer. Sadık okurlara zamanla Büyük hediye ve Zeus hediyesi gibi özel içerikler açılır.
Hediyen hazır olduğunda haber veririz. Tanrıların hediyesi sayılan özel sayılardan çıkmak da tek tıkla, istediğin an mümkün.